26 Şubat 2011 Çırağan Cumartesi Konserindeyiz!

OSMANLI SARAYINDA FLAMENKO VE "ŞEHRİN RİTMİ":

Evet, bu cumartesi İstanbul'a çık! sizi bir Osmanlı sarayında ağırlamak istiyor. Sevgili Elif'in aklımıza soktuğu bu etkinliğe -Mart 2009'dan beri her ayın ilk ve son cumartesileri düzenlenen "Çırağan Cumartesi Konserleri"ne- benim üçüncü gidişim olacak. Şanslıyım çünkü, halka açık ama rezervasyonu hemen tükenen bu etkinlik, ancak çok şanslı İstanbulluların tadabildiği hoşluklardan. Bugün, yarın rezervasyonunu iptal eden olmuşsa diye şansınızı deneyebilirsiniz. Ancak 327 00 12 no'lu telefondan Sanat Galerisi Sorumlusu Fethi Bey size muhtemelen bu cumartesi için yer kalmadığını, sıradaki konser rezervasyonu için bu pazartesi sabah 9:00'dan itibaren kendisini arayabileceğinizi söyleyecek. Deneyin, pişman olmayacaksınız.

Tekerlekli sandalye ile erişilebilirlik açısından önkeşfini Zekiye ile yaptığımız konser mekanı, Çırağan Sarayı/Kempinski Oteli-Mabeyn Salonu hepimizi ağırlamaya hazır. Kamu taşıtlarıyla ulaşılabilirlik açısından da gayet uygun. (Etkinlik sonrası "erişilebilirlik raporumuz"da ayrıntıları bulabileceksiniz.) İstanbul'a çık! programının gerçekleşeceği mekana, Saray/Otel'in Beşiktaş'a en yakın olan bahçe girişinden ulaşılıyor.

26 Şubat İstanbul'a çık! Programı
10:30 Kahve-kurabiye ikramında buluşma (Mabeyn Salonu girişi-2.kat)
11:00 Danslı Flamenko Dinletisi (Mabeyn Salonu)
13:00 Adım Adım Avrasya katılımı değerlendirmesi (2.kattaki lobi mekanı)
13:30 "Şehrin Ritmi"-Salih Keleş Resim Sergisi (1.kat)
Çırağan Sarayı Konserleri, çoğunlukla "Barok Müzik Yapım Şirketi" tarafından hazırlanan klasik müzik dinletilerinden oluşuyor. Biz danslı bir gösteriye denk geldiğimiz için sanırım ayrıca şanslıyız.
Dinleti sonrası Saray'ın geniş mekanından faydalanarak, 2010 Avrasya Maratonu'nda Adım Adım ve TOFD işbirliğiyle tamamlanan 15 km'lik "gökkuşağı ekipleri" koşusu ile ilgili, tekerlekli sandalye ile katılan arkadaşlarımızdan geri bildirim almak istiyoruz. Amaç sıradaki katılımları iyileştirmek, 2011 Avrasya Maratonu ve diğer koşulara katılımı arttırmak. Bu kısa bir ön-değerlendirme olacak, gelecek hazırlık çalışmalarını erkenden başlatabilmek için...

Salih Keleş'in "Şehrin Ritmi" temalı resim sergisi:
Konser salonunun alt katındaki "Sanat Galerisi" iki üç ayda bir yenilenen sergilere evsahipliği yapıyor. Cumartesi Konserleri'ne Elif ve Fatih'le ilk gelişimizde Pina Bausch Dans Tiyatrosu'nun görkemli fotoğraflarıyla karşılaşmıştık. Bu kez bir resim sergisini görme olanağına sahibiz. Hem de konu, İstanbul açısından bir parçasını oluşturduğumuzu iddia edebileceğimiz "şehrin ritmi"... (Bkz. Ekim 2009'dan beri süregelen İstanbul'a çık! etkinlikleri.)


26 Şubat ıslak bir cumartesi olacak gibi, yine de vakti olanlar, gelmişken saray bahçesinden Boğaz manzarasının tadını çıkartmak isteyebilir. Biz öyle yapmıştık ve bahçeyi boydan boya katettik. Cumartesi görüşmek üzere!
Serin.
Sorularınız için: 555-508 22 67.

6 Şubat 2011 Surdibi Buluşması: Konumuz öykü ve fotoğraf!


Merhaba,
Rehberli-rehbersiz şehir gezilerimiz sırada, ancak bu pazar "evimiz"e dönelim, aramıza fotoğraf ilgileri nedeniyle katılan ve "İstanbul'a çık!" (İÇ!)ekibinin dinamik bir parçası olmaya aday olan arkadaşlarımızla sıcak bir buluşma gerçekleştirelim istedik. Ve Nurarıklı'nın hikayelerini dinlemek... Herkese açık, İstanbul gibi...

6 Şubat 2011 Surdibi Buluşması Programı:

Yer: Fatih Belediyesi Topkapı Sosyal Tesisleri
10:30 Uzun kahvaltı, Restoran.
11:00 Tanışma oyunu (Yanınızda adınızın ilk harfiyle başlayan bir lakap getirin!)
11:30 "Kara Teyze"nin öykü okuması:
Nur Bilimer Arıklı, ya da edebi ismiyle Nurarıklı yeni çıkan kitabı Umami'den seçtiği iki öyküyü okuyacak bize. Mart 2010'daki buluşmada "Beddua"yı dinlemiştik...
Sohbet-kahve ve veda ya da:
13:00-14:15 İÇ! Fotoğraf Takımı (İÇFT) toplantısına katılım.
14:15-15:00 Topkapı turu:
"İstanbul'a çık!"ın yerel çıkış noktasını oluşturan, Kara Surları'nın kalbindeki bölgede kısa bir tur yapacağız: Surların içi-dışı, Topkapı Meydanı çevresindeki tesisler, Topkapı Şehir Parkı. Dileyen toplantı sırasında molasını alıp bize bu noktadan tekrar katılabilir.


Yukarıdaki fotoğrafa dikkatlice baktınız mı? İÇFT'yi örgütleyen, Adım Adım deyişiyle: "gönüllü profesyonel"imiz, aynı zamanda İŞFOT (İş Bankalı Fotoğraf Amatörleri Topluluğu) fotoğraf eğitmeni olan Hakan Hatay'ın 8 Ocak 2010 İÇ! Divanyolu-Sultanahmet Gezisi'nde yakaladığı fotoğraf espirisini fark ediyor musunuz? Çemberlitaş tramvay durağının arkasında, TOFD aracı ile gelecek arkadaşlarımızı bekliyorduk, tanışmak için bir çember oluşturmuştuk. Meğer iki fotoğrafçının arasında kalmışız.
Bu ve bunun gibi daha çok fotoğraf espirimiz olacak artık, bu konuda çok güçleniyoruz. Dolayısıyla yenilenmekte olan web sitemizde fotoğrafa daha çok yer olacak. Fotoğraflar bizim erişilebilirlik çalışmalarımızda "engel belgeleri" olarak çok önemli. Ama bize gitgide daha çok şey anlatacaklarını düşünüyorum. Bizi İŞFOT fotoğrafçılarıyla buluşturan Adım Adım'lı Haluk Akalın'a bin teşekkür:) Sitelerindeki çağrıya uğramanızı tavsiye ederim, bir başka güzel fotoğraf için en azından: Bkz. Hakan Hatay'ın mektubu.
Hakan'ın çağrısı tüm fotoğraf severleri içeriyor. Pazar günü 13:00'te ilk toplantıya davetlisiniz!
Serin.
Sorularınız için: 555-508 22 67

Haberler - Notlar

İstanbul'a çıkmaya devam!

Sevgili geçmiş Surdibi Buluşması katılımcıları, Adım Adım gönüllüleri ve kentini keşfetmeye, gezmeye, bütün yönleriyle kullanmaya devam etmeye niyetli tüm İstanbullular,

Aktaracak çok şey birikti, o yüzden madde madde "haberler –notlar":

*Son haberimizin üzerinden çok geçti, önkeşfi yapılmış olan"Yerebatan Sarayı-Sultanahmet Gezisi" sağlık nedenleriyle niyet ettiğimiz zamanda gerçekleştirilemedi. Artık çok iyiyizJ Sevgili kültür-tarih rehberimiz Egemen Demircioğlu gezi için 8 Ocak 2011 tarihini ilan etti! Ayrıntılı duyuruyu en geç 25 Aralık'ta yapacağız. Sizden de 3 Ocak Pazartesi'ye kadar geri dönüş isteyeceğiz, bizi takip edin lütfen.

*Arada pekçok önkeşif yaptık, artık "Surdibi'nden dışarı!" da diyoruz. (Ama orası bizim evimiz, her zamanki buluşma yerimiz olmaya devam edecek. Fatih Belediyesi Topkapı Sosyal Tesisleri'nden sonra, hemen Topkapı Meydanı kenarındaki Topkapı Aile Çay Bahçesi de "umut veren gelişmeler" le hepimizi çok sevindirdi. Kaldırım rampası yanında erişilebilir pırıl bir tuvalet yapıldı, donanımı tamamlanmak üzere. Bunun haberini uzun uzun yapacağız... Niyazi Baba ve oğlu Esat Surdibi'nde çiçek açtırıyorlar...) İlk ziyaretlerini genellikle Zekiye ile yaptığımız kültür-sanat mekanlarından bazıları şunlar:

-Emirgan Sakıp Sabancı Müzesi,

-İstanbul Avrupa Kültür Başkenti "Sanat Limanı",

-İstanbul Modern,

-Çırağan Sarayı Mabeyn Salonu klasik müzik konserleri

Bu mekanların hepsine hep beraber gitmek üzere duyurular yapacağız.

*Çırağan Sarayı klasik müzik konserleri her ayın ilk ve son cumartesisi, saat 11:00'de herkese açık bir biçimde gerçekleşiyor, önceden rezervasyon yaptırmak için erkenden aramanız yeterli. Son konser olduktan sonraki pazartesi sabah 9:00'dan itibaren Çırağan Sarayı'dan Fethi Bey'e ulaşmaya çalışıyorsunuz (çok ilgi görüyor, son hafta ararsanız yer bulamayabilirsiniz!). Tel.: (212)327 00 12. Bu konserler en azından haziran sonuna kadar sürecekmiş. "İstanbul'a çık!" olarak Adım Adım (www.adimadim.org) Avrasya "gökkuşağı ekipleri"nin katılımıyla gitmek istediğimiz konser tarihi Şubat'ın son cumartesisi: 26 Şubat 2011. Bu konser öncesi ve sonrası kahve ve kurabiye ikramında buluşabilmemiz için, 7 Şubat pazartesi sabahı rezervasyon için telefon başında olmalısınız;) Toplu rezervasyonu ancak tekerlekli sandalye kullanan arkadaşlarımız ve refakatçileri için yaptırabildik...

*Biri spontan diğeri önkeşifli olmak üzere sitemizde duyuramadan yaptığımız iki gezi oldu:

-Dolmabahçe Sarayı Gezisi ve,

-Haliç, Rahmi Koç Müzesi gezisi.

Bunları resimli olarak sunmak istiyoruz, ancak web sitemiz şu anki blog formundan çıkınca...

*Evet, bir haber de bu: Web sitemiz yenilenecek. Bu konuda gönüllü profesyonellerden yardım alacağız. O zaman daha güncel olarak haberleşebileceğiz umuduyla!..

*Yeni web sitesine eklemek istediğimiz üstbaşlıklardan biri "Kültür-Sanat Mekanları". Yukarıda listelenen müzeler gibi mekanların erişilebilirlik, kamu taşıtlarıyla ulaşılabilirlik durumlarına ilişkin bilgileri, deneyimlerimiz ve takip ettiğimiz gelişmeler ışığında sizlerle paylaşacağız. Sizlerden de kendi deneyim ve önerilerinizi siteye ulaştırmanızı isteyeceğiz.

*Web sitesi yenilendiğinde "Antrenmanlar" üstbaşlığımız da olacak. Sevgi ve Zekiye ile Topkapı Şehir Parkı ve Yedikule-Eminönü, Yedikule-Zeytinburnu yönünde Marmara kıyısında yaptığımız antrenmanlardan sunumlar; Adım Adım (http://www.adimadim.org/) ve Türkiye Omurilik Felçlileri Derneği (TOFD) işbirliğiyle gerçekleşen Avrasya katılımımız fotoğraf ve videolarıyla izlenebilir olacak. Tabii amacımız izleyenleri özendirmek; kıskandırmak değilJ Açıkhavaya çıkalım, kenti otomobillere bırakmayalım, bıraktıkça üstümüze geliyorlar, kaldırımlarımızı işgal ediyorlar...

*Bütün buluşma ve geziler için altyapımız olan şehiriçi toplu ulaşımdan beklentilerimiz büyük. Karşılık görebildiğimiz söylenemez! Erişilebilir görünümlü uygulamalar bile (tramvay/metrobüs durağı rampa-asansörleri gibi) tam ihtiyacımız olduğu anda çalışmayabiliyor. Yenilenmiş sitede bu konuda mutlaka bir üstbaşlık olacak: "Şehiriçi Ulaşım". Avrasya Maratonu için Belgrad Ormanı'na antrenmana giderken Zekiye ile yaşadığımız maceralar da bunun "eğlenceli" bir köşesini oluşturacak diye düşünüyorum. Birlikte olunca çoğu engelin üstesinden geliyoruz. Ama amaç ortopedik ya da diğer (tıbbi) özrü olan tüm kentlilerin bağımsız olarak hareket edebilmesi, rahatça kaynaşabilmemiz. Çünkü aslında "hayatı paylaşmak için hiçbir engel yok!" (Bu sloganı TOFD'nin erişilebilirlikle ilgili fuar standından çaldım, göz hakkı!)

İlkbahar için yaptığımız planları içeren daha da notlar var ama bir mesaj daha ne kadar yük kaldırabilir ki? Dikkatiniz için teşekkür ediyoruz. Bahar planları bir başka mesajaJ 4 Aralık Cumartesi, Zekiye, Egemen, Elif, Ahmet, Suat'ın katılımıyla gerçekleştirdiğimiz organizasyon toplantısından yukarıdaki gibi doğurgan pekçok not çıktı. Arkadaşlarıma teşekkür ediyorum.

Serin.

Sultanahmet gezisi ön çalışmaları sürüyor, Ağustos duyurularını takip edin!

"Surdibinden Dışarı!"-Yerebatan Sarnıcı Gezisi

Erişilebilirlik açısından önkeşif raporu:

Kaşifler: Ahmet Kanoğlu, Sevgi Damlamaz

Tarih: 17 Temmuz 2010, Cts

Ahmet anlatıyor:

Sevgi'nin manuel tekerlekli sandalyesi ile katıldığı bu önkeşif ziyaretine tramvayla gittik:


Zeytinburnu-Kabataş Tramvay hattı: "Sultanahmet" durağı.

Duraktan sarnıca kadar erişimde sorun yok. Ancak kişi tek başına gitmek isterse tramvay hattını aşarak karşı kaldırıma geçerken yardım istemek zorunda kalabilir.

Yerebatan Sarnıcı girişi:

(Ahmet'in daha önce bilgi edinmek için gittiğinde öğrendiği üzere tekerlekli sandalye için giriş ve çıkış aynı yerden: arkadan yapılıyor.)

Arka girişe giderken bir Kafe'nin içinden geçiliyor. Orada yüksek bir basamak var, ancak tek kişinin yardımı ile aşılabiliyor. Tekerlekli sandalye akülü ise iki kişinin yardımı gerekebilir.

Sarnıca engelli giriş çıkışı için kullanılan asansörün önünde de bir basamak var, daha alçak, akülü araçla bir kişi yardımıyla kullanılabilir.

Asansör çok çok yavaş, iniş çıkış 5 dakika sürüyor. (Örn., 8 kişi tekerlekli sandalye ile gelse, 40 dakika yalnızca giriş çıkış için hesaplamak gerekecek...)

Sarnıç içi:

Zemin uygun, bu özel atmosfere girmek çok güzel. Erişimi çok zor olan bir nokta var. Sütun dibinde ters Medusa başının bulunduğu bölüme inmek için 8 basamak aşmak gerekiyor. Güvenlik görevlisinin yardımcı olma sözü: "Buraya inmeyi mutlaka isteyen olursa yardımcı oluyoruz."

Sonuç:

Görevlilerin kapanış saatine yakın gelinmesi yardımcı olmayı zorlaştırır uyarısını dikkate alırsak çok engellenmeden çok güzel bir gezi başlangıcı yapacağımızı söyleyebiliriz. Ayrıca genel olarak seçme olanağı olanların akülü değil de manuel tekerlekli sandalye ile gelmesini öneriyoruz.

Bu gezi noktası Ağustos ayında yapmayı planladığımız ve sitede daha geniş duyuracağımız Sultanahmet Gezisi güzergahının ilk durağı olacak! Haberlerimizi bekleyin.

Raporu hazırlayanlar: Ahmet Kanoğlu & Serin Erengezgin, 26 Temmuz 2010.


 


 


 

Sul

Çık dışarıya oynayalım - 2 Mayıs Pazar günü Surdibi'nde!


Oynamaya var mısın?


Geçen ay olduğu gibi bu pazar da Topkapı Surdibi'nde buluşup, sokak oyunları oynayacağız. Önce saat 9'da Beyazıtağa buluşma ve Yedikapı'ya doğru güzelim surlar ve bahçeler boyunca KOŞU veya YÜRÜYÜŞ, sonra 10.30'ta KAHVALTI, sonra SOKAK OYUNLARI. Geçen ay yaptığımız gibi ip atlayacağız, Körebe, Seksek oynayacağız, Miskette ("Kuka" ve "Hangi Baş?") birbirimizin en güzel taşlarını kazanmaya çalışacağız. Yakartop, İstop, Voleybol, Frizbi'yle koşturacağız... (Aşağıda geçen ayki buluşmadan Fatih'in yazısına ve Serin'in videosuna mutlaka göz atın!)


Bu sefer bir de Almanya'dan ithal "Tencereyi-Bul-Arabı-Kap" oyunu oynayacağız. Nasıl mı? Bir ebe seçilecek, ebenin gözü bağlanacak ve eline uzun bir sopa verilecek, oyun alanında bir tencerenin içine "Arab" saklanacak. Sonra ebe gözleri bağlı halde tencereyi sopasıyla bulmaya çalışacak, geri kalanlar da "soğuk-soğuk, sıcak-sıcak, ılık-ılık" diye bağırarak ebeyi yönlendirecek. (Tekerlekli sandalyeli ebelerin bir de yine gözü bağlı ekip arkadaşı olacak.) Arab'ın ne olduğunu bulan görecek!

Siz de dolaplarınızı, sandıklarınızı karıştırın, işe yarar bir şey bulursanız getirin... her çeşit top, hulahup, lastik ip, düdükler, badminton, takma burunlar, renkli atkılar, çiçekli şapkalar....

Her yaştan çocuğu, en çok da içindeki çocuğu kap da gel!

Program:
(İsteyenler 08:00'te Fındıklı Aksigorta önünde buluşup bisikletle gelebilirler!)
09:00 Topkapı Meydanı Beyazıtağa'da Buluşma ve surlar boyunca Koşu / Yürüyüş
10:30 Meydanda kahvaltı (hava güzelse Aile Çay Bahçesi'nde oluruz)
11:30 Sokak Oyunları (duruma göre ya surların içinde veya parkta oluruz)

(Suna - Fatih)
4 Nisan 2010 "Surdibi Çocukları":) Topkapı Açıkhava Tiyatrosu'nda oynarken:

Kameramanlarımız Gözde ve Nur'a teşekkürler! Kurgu benden. Güzel müziği sorarsanız: Kevin MacLeod'un "Modern Jazz Samba"sından bir parça.

Doymadığımız bu gün için Fatih sağolsun!

Serin.

4 Nisan'da Topkapı'da çocuk oyunları oynadık.

Her ayın ilk pazarı birlikte geçirmekten zevk aldığımız günlerden bir tanesi daha yaşandı 4 Nisan’da. Ama öncesinde her zamanki gibi sabah erken gelen arkadaşlarla Surdibi boyunca hafif tempolu bir yürüyüş gerçekleştirdik. Ardından kahvaltı sohbetlerimiz başladı. Kahvaltıda 25 çocuk vardık ☺

Yaya Derneği’nden arkadaşımız Barış bizlere derneklerinin şimdiye kadarki çalışmaları hakkında bilgi geçti ve neler yapabileceklerini anlattı (www.yaya.org.tr); ortak noktalarımız ve birlikte nasıl çalışabileceğimiz konusunda öngörülerde bulunduk ve çok da güzel oldu.

Bir kenti kent yapan sokaklarıdır. Sokaklardaki çocuklar ve çocuklardaki neşe ve kahkahadır. İstanbul zaten varoluşu ile bir kültür ve tarih kaynağı. Hele ki Topkapı Kaleiçi tam tarih ve sokak kültürü ile dolu. Biz çocuklar hemen başladık oyunlarımıza, hem de kahvaltıda. Masadan masaya topları attık durduk. Sonra 29 çocuk olduk,
sokaklarda iplerimizle, toplarımızla, misketlerimizle hatta hulahopumuzla deli gibi oynadık. Oyunlar neşemize neşe, gürültümüze gürültü kattı. Ne çok özlemişiz o bağrışmaları☺. Kâh ip atlayan olduk, kâh seksek oynayan. Hep birlikte oynadığımız kuka (sekiztaş) ise müthiş eğlenceliydi.

İçlerimizde en’leri taşıyan çocuklar vardı:

En yaramaz çocuk
Güven,
En uykucu çocuk Zeki, malum oyunlar boyunca çimlerde uyudu ☺
En hilebaz çocuk Faruk, oynarken misketlerimizi çaldı ve kaçtı ☺
En minik çocuk Ayça,
En delikanlı çocuk Serin’in şeker babası Bilge Amca,
En kokoş çocuğumuz tabii ki Zekiye ☺
En yakışıklı çocuk Derin.

Aslında hepimiz en’lerdik. Çünkü en çocuk halimizle oradaydık.

Sevgiler
Fatih

Katılımcılar (29 kişi):
Nilgül, Nur, Sevgi, Gülbahar, Zekiye, John, Serin, Fatih, Güven, Zeki, Ramazan, Fatma, Serkan, Özcan, Ahmet, Barış, Gözde, İlyas, Nezihe, Asrın Orkun, Bilge, Irmak, Derin, Gürhan, Claire, Faruk, eşi, Ayça, Arda.

4 Nisan'da Topkapı'da çocuk oyunları oynayacağız!

Çocukluğumuzdaki sokak oyunları...

Her birimiz zaman zaman çocukluk günlerimizi anımsar özellikle sokaklarda oynadığımız oyunları. Her özlem bir tebessümdür yüzlerimizde. Biz de bu ayki Surdibi Buluşmamızda İstanbulumuzun en güzide, en tarihi, en oyun oynanabilir alanında sizlerin tebessümlerini harekete geçirip Topkapı Parkı Açık Anfi tiyatrosunda sokak oyunları oynayacağız.

Neler mi var sokak oyunlarında?

Kuka
Yakar Top- İstop
Seksek – İp Atlamaca
Körebe
Elma-Armut
Uzun eşek
Voleybol
Frizbi

İçinizdeki çocuğu ve çevrenizdeki tüm çocukları davet ediyoruz ve bekliyoruz. Gelin çocuk olalım, sokak oyunlarımızla eğlenelim, gülelim ve çocukça coşalım.

04 Nisan 2010 İstanbul’a Çık! Surdibi Buluşmaları Pazar Etkinliği Programı:

Saat 09.00 Her zamanki gibi Beyazıtağa Sosyal Tesisleri'nde buluşup hafif antrenman yapacağız (tekerlekli sandalyeyle, yürüyerek, koşarak vs.)

Saat 09:00 Hava güzel olursa Suna ve John Fındıklı'dan Topkapı'ya sahil boyunca bisikletle gelecekler. Onlara katılmak istiyorsanız, o saatte Fındıklı Aksigorta önünde olun!

Saat 10.30 Kahvaltı yine Beyazıtağa'da. Ayna zamanda biraz müzik dinlemek de hoş olur. Barış için Müzik grubunun temsilcilerini bekliyoruz

Saat 12.00-14.00 Topkapı Kültür Parkı açık anfi tiyatrosunda sokak oyunları oynayacağız. İstanbul’da yaşayıp bu oyunları oynamak kadar keyifli bir durum var mı?

Herkesi bekliyoruz!

Fatih Çelebi
0555 526 34 57


28 Mart'ta Aya Sofya'yı ve Sultanahmet'i gezelim!

Beş aydır süren İstanbul’a çık! İstanbul’un Kara Surları boyunca dolaşıyor ve her ayın ilk pazarı bütün İstanbulluları spor ve kültür etkinliklerine davet ediyor. Nitekim, 28 Mart’ta tarihi yarımadanın ucundaki Aya Sofya Müzesi’ne ve Sultanahmet Camii’ne özel bir gezi planlanıyor.

Tüm İstanbul’a çık! etkinlikleri gibi bu geziler de tüm İstanbullulara açıktır ve herkes davetlidir.




Egemen Demircioğlu’nun rehberliğinde Aya Sofya Müzesi ve Sultanahmet Camii gezilecek. Bakalım bu muhteşem eserler herkese açık mı?














28 Mart tarihindeki program:

9.00 Topkapı Kaleiçi'nde Beyazıtağa Sosyal Tesisleri'nde buluşup :(kroki) ufak bir kahvaltı yaparız
10.00 Topkapı Kaleiçi'nden çıkıp tramvayla Sultanahmet'e gideriz
11.00 Sultanahmet'te geziye başlarız.
Güzergah:
Aya Sofya Müzesi, Hipodrom, Sultanahmet Camii

7 Mart: Nur Bilimer Arıklı’nın hikayesi ‘Beddua’ ve Barış için Müzik topluluğu

Bunlardan bahsetmeden önce, her zamanki gibi katılımımızın gayet güzel olduğunu belirteyim. Saymadım, ama otuz - kırk kişi vardı herhalde. Filmlerdeki şölenler gibi upuzun bir masayı doldurmuştuk.








Gelelim Beddua’ya: Nur Hanım İstanbul’la ilgili iki son derece ilginç şeyi hikayesinde bir araya getirmiş: Vikingler ve Yuşa Tepesi. Vikingler’in İstanbul’la yoğun ticari ilişkileri (ve ayrıca yağmacılıkları) vardı.

Bunun en ilginç izi, Ayasofya’daki Viking grafitisidir.



Yuşa Tepesi ise

türbesiyle meşhur. Anadolu Kavağı’nda.

Çamlıca’yı saymazsak Boğaz’ın en yüksek tepesi.

Nur Hanım, işin içine Vikingleri katarak Yuşa Tepesinde yatanın kim olduğuna dair fantezi bir tez ortaya atıyor. Bence son derece ilginç. Nur Hanım bize hikayesini okudu ve hep birlikte biraz tartıştık. Bunu aynı hikaye veya başka bir hikaye için, ama bu sefer daha bol vakit ayırarak, tekrar yapmamızı dilerim. Çünkü bugünkü tecrübemize bakarak, çok verimli ve eğlenceli bir etkinlik olacağına inanıyorum.





Barış İçin Müzik grubunun genç üyeleri, hocaları Mirela ile birlikte bizimleydiler. Grup üyesi iki çocuk kardeşimiz akordeonla ‘uzun ince bir yoldayım’’ı çaldılar (hem de şahane çaldılar) ve Feride adlı duymayan bir kardeşimiz onlar çalarken işaret diliyle şarkının sözlerini aktardı. Sözlerini bildiğimiz bir şarkıyı bir kişinin böyle işaret diliyle aktarması bence çok ilginç; işaret dilini çözmeye çalışıyorsunuz ve müzik eşliğinde çok güzel oluyor. Bence bunu muhakkak tekrarlamalıyız. Sonra Aytekin kardeşimiz (ortaokul öğrencisi) çok hoş bir parçayı akordeonla muhteşem çaldı. Bilgi: Edirnekapı’da Ulubatlı Hasan ve Muallim Naci İlköğretim Okullarında atölyeleri var ve ‘herkesi bekleriz’ diyorlar. Önümüzdeki günlerde Harbiye’de Dame De Sion’da konserleri olacak. Ben muhakkak gideceğim.


Ne yazık ki Barış için Müzik’in konseri de, zaman azlığından, çok kısa sürdü. 12.30’da ayrılmaları gerekiyordu.

Zaten, belediye tesisleri de, o gün bir düğün ağırlayacakları için, 13.00’de ayrılmamızı rica etmişlerdi. Yani, bugün, biraz, zaman kısıtlamalarının kurbanı olduk ama her şey çok güzeldi ve bugün yaptıklarımızı ileride muhakkak bol zamanlı olarak tekrarlamamızı ben çok isterim.


O arada Feride ile Zekiye’nin yaş günlerini de kutladık. Oldukça iri ve çok lezzetli, çikolatalı bir pastamız vardı.

Nilgül Hanım, katıldığı etkinliklerden birinin ürünleri olan zarif kadın aksesuarlarını herkese hediye etti.


Bu arada yeni turlar için de biraz aramızda konuştuk. Şimdilik kararlaştırdığımız: “Ekstra” tur olarak (yani her ayın ilk Pazarı yaptığımız rutin Surdibi toplantıları etkinliklerinin dışında), 28 Mart’ta Ayasofya, Sultahmet gezisi yapacağız. Ayrıntıları sonra bildiririz.


Toplantıdan sonra ben, John, Sevgi, Zekiye, Bilal, Kerry ve Megane Sakatlar Derneği’ne gittik (daha doğrusu, gitmedik; hava güzel olunca, kapısında karar değiştirip, derneğin kafesi diyebileceğimiz bir yere gittik. Bir parkın yakınında ve bir halı sahanın hemen yanında. Açık havada da oturulabiliyor, içerisi de çok güzel. Çoluk çocuk, çok neşeli. Kafeyi işletenler sempatik, kahveleri, çayları güzel. Çok güzeldi yani.


Sağlıcakla kalınız.

Sevgiler

Egemen

7 Mart İstanbul'a Çık! yine Topkapı Kaleiçi'nde

7 Mart'ta, Pazar günü, İstanbul'a çık! / Surdibi Buluşmaları kampsamında yine güzel bir program hazırlıyoruz...

YER: Topkapı Beyazıtağa Sosyal Tesisleri kroki (Ulaşım bilgileri için soldaki sütuna bakın)

PROGRAM: 
Saat 9.00 
Her zamanki gibi Beyazıtağa Sosyal Tesisleri'nde buluşup hafif antrenman yapacağız (terkekerlekli sandalyeyle, bisikletle, yürüyerek, koşarak vs.)

Saat 10.30 
Kahvaltı yine Beyazıtağa'da. Nâmurat isimli öykü kitabının yazarı" Nur Bilimer yakında çıkacak Cibin adlı kitabından bir öykü okuyacak. Konusu "Yuşa" diye bir şahsiyet. Yuşa kimdir? Yuşa'nın alakası nedir İstanbul'la? Birbirimizin sorularını samimi bir ortamda cevaplarken birbirimizi daha iyi tanıyabilir, arkadaşlarımızın insani zenginliğinin daha iyi farkına varabiliriz. Ayna zamanda biraz müzik dinlemek de hoş olur. Barış için Müzik grubunun temsilcilerini bekliyoruz...

Saat 12.00-13.00 
Nilgül Ertekin (kendisi emekli antrenör ve judo şampiyonudur) kısa bir sportif deneme yürütecek

Bu sefer amacımız şöyle: Hepimiz İstanbulluyuz ve bu kimliğin içinde farklı düşüncelerimiz ve özelliklerimiz var. Bu sefer kendi aramızda sohbet ederek ve birbirimizi daha yakından tanıyarak şehrin zenginliğini "gezebiliriz".

Herkesin haberin olsun! 7 Mart'ta yine Topkapı'dayız! Lütfen bütün arkadaşlarınıza ve akrabalarınıza bu haberi aktarır mısınız?

İyi haftalar, görüşmek üzere,
John
0 539 304 49 44

7 Şubat'ta buluştuk, gezdik!

Yine yağmurlu, yine soğuk bir gündü. En kötü havalar hep bizim Surdibi Buluşmamızı bekliyor sanki. Ama alıştık artık bunlara, vız gelir bize. Islandık biraz, biraz ayaklarımız üşüdü ama İstanbul'a çıktık. Yine. Ve şahane bir gün geçirdik yine hep beraber.

Bugüne kadar en kalabalık buluşmamız oldu, 54 kişiydik bu kez! Serin ve Güven şahane bir lojistik organizasyonla TOFD'den (Türkiye Omurelik Felçliler Derneği) 1, İSÖM'den (İstanbul Belediyesi Özürlüler Müdürlüğü) 2 olmak üzere toplam 3 araç organize ettiler, bu kez tekerlekli sandalye kullanıcısı arkadaşlarımızın sayısı çok kabarıktı. Fırat olağanüstü güzel bir gezi planladı, Egemen yine başından sonuna kadar müthişti. Hepimiz her kelimesini pür dikkat dinledik. Bu kez Tekfur Sarayı'nı, Anemas Zindanları'nı ve Vlaherna Kilisesi'ni dinledik ondan, tarihçesini, küçük küçük hikayelerini, dedikodularını... çok keyifliydi.

Yol boyunca her serferinde yaptığımız gibi erişilebilirlik engellerini deneyimledik ve fotoğrafladık. Edirnekapı Metro durağında ve çevresinde çok acil çözülmesi gereken problemler var: Asansör çalışmıyor, çıkıştaki kaldırım çok dar, hiç bir kaldırımda uygun rampa yok, yol geçişi çok tehlikeli, vs. vs.

Belki başka arkadaşlar daha ayrıntılı anlatırlar ama beni özellikle Vlaherna Kilisesi çok etkiledi. Bir de Ayvansaray'da surlara bakan yeşil alan İstanbul'un en güzel manzara noktalarından biri olsa gerek. Mutlaka geri gelmek, o güzel çimlerde keyif yapmalıyız hep beraber! Tekfur Sarayı'nın kalıntısı üzdü beni, önünü otobüsler için otoparka çevirmişler: dünyanın tek Bizans Sarayı manzaralı otoparkı!..

Anemas Zindanları'nın yanındaki Anemas Cafe'de çaylar, çorbalar, sahlepler içildi, taze simitler yenildi, sohpetler edildi. Hepimizin yüzü güldü. Şahaneydi!

John'un çektiği fotolardan kısa bir slaytshow hazırladım yine, keyifle izleyiniz!

(Bu arada sitemizin İngilizce versiyonunu oluşturmaya başladık, John'un İngilizce gezi yazısını okumak için tıkla)

Bir sonraki Surdibi Buluşmamız 7 Mart'ta. Çoğumuz Adım Adım'la Runtalya'da koşuyor olacağız ama John ve Fırat burdalar ve şahane bir organizasyon planlamaya başladılar bile! Pek yakında duyurularımızı yapmaya başlarız.

Görüşmek üzere!
Suna




7 Şubat 2010 Surdibi Buluşması Katılımcıları:
Oya Hatice Fatma Mehmet Bilal Yavuz Ahmet Ahmet Yusuf Serkan Hakan Muzaffer Mine Hüseyin Oğuz Kerim Fatih Suna Serin Alp Derin Irmak Zekiye Sevgi Mehmet Ali Caner Can Berk Oya Ayşen Betül Büşra Hasan Ozan Burcu Tenay Derya Ezgi Hilal Beyza Ayşegül Nermin Fırat Bihter Hasan Hadiseh Özlem Nur ISÖM Şoförü TOFD Şoförü Meral Hanım Meral Hanım'ın eşi Egemen Ulaş John Özlem

7 Subat Pazar Topkapı-Tekfur Sarayı Gezisi!


Aylık Surdibi Buluşmalarımıza devam... Herzamanki gibi Topkapı Kaleiçi Medyanı'nda Beyazıtağa Sosyal Tesisleri'nde buluşuyoruz, isteyenler öncesinde Yedikule yönündeki güzel kaldırım boyunca koşabilir veya yürüyebilir.

Bu kez tekrar kuzeye, Haliç istikametine, Tekfur Sarayı'na doğru yöneliyoruz. Fırat bizler için şahane bir program hazırladı, rehberlerliğimizi yine sevgili Egemen yapacak:

9.00 Koşu-Yürüyüs (Topkapı-Yedikule rotasında, gidiş geliş yaklaşık 6 km)
10.30 Kahvaltı (Yavuz bize gitar çalacak!)
12.15 Fetihkapı’dan Tramvay ile Edirnekapı’ya varış
12.15 Edirnekapı'dan Ayvansaray'a istikametinde yürürken uğrayacağımız tarihi yerler:
  • Blakhernai (Tekfur) Sarayı. Eğrikapı, Orta Bizans Dönemi-12.yy.
  • Anemas Zindanları. Ayvansaray, Bizans Dönemi.
  • İyvaz Efendi Cami. Ayvansaray, Osmanlı Dönemi, 16.yy.
  • Blackhernai (Tekfur) Sarayı Ayazma ve Kilisesi. Ayvansaray, Bizans Dönemi.
Yol üzerinde belki kısaca kuş pazarına uğrar, Eğrikapı'daki tarihi simitçiden birer sıcak simit alır, kemire kemire yolumuza devam ederiz. Duruma göre ya Eğrikapı'da veya Anemas Zindanları yakınında bir çay molası veririz.

15.30 Ayvansaray Sahil’e varış. Hava şartları müsaitse biraz frizbi oynarız!

Pazar günü görüşmek üzere!

(Bu gezi için yapılan ön keşif ve erişilebilirlik bulguları için tıklayınız)

(Suna)
(Poster tasarımı: Fırat)

3 Ocak 2010


Yazarlarımızın daha geniş anlatımları gelene kadar son etkinliğimizden küçük bir tadımlık. Fotolar: Özlem/Suna

(Suna)

3 Ocak Pazar Günü Surdibi'ndeyiz!



Yeni yılın ilk pazarında yine, anlata anlata bir türlü bitiremediğimiz, dibinde, kıyısında, köşesinde vakit geçirmeye doyamadığımız, büyüsünden kendimizi kurtaramadığımız Topkapı Surları'nda buluşuyoruz.

Sabah 10.30'da Beyazıtağa Sosyal Tesisleri'nde, Adım Adım'ınçok sevdiği uzuuun kahvaltı sofralarından birinin etrafındayız...

Bir taraftan kahvaltımızı yaparken, diğer taraftan muhteşem sesli arkadaşımız Hülya da kulaklarımıza bir ziyafet veriyor ve Pazar keyfimize keyif katmaya devam ediyoruz. Kahvaltı sonrasında, surların hemen dış tarafından Topkapı Şehir Parkı'nın içinde bulunan, 2009 yılı Şubat ayında açılmış ve Türkiye'nin ilk panoramik müzesi olan Panorama 1453 Fetih Müzesi'ni ziyaret ediyoruz.

Müzeyi de içinde barındıran park ise başlı başına ayrı bir konu... Eskiden topkapı Garajı olarak bildiğimiz, otobüslerin girip çıktığı o keşmekeş mekan tamamen temizlenerek, 360 dönümlük bir şehir parkı haline getirilmiş. Park deyince hepsi gelebilir aklınıza evet, koşmak, yürümek, bisiklet, frisbee...

Tabii ki bunu da değerlendiriyoruz ve müze sonrasında istediğimiz aktiviteyi yaparak parkta pazar keyfimize devam ediyoruz. Belki de amfitiyatroda Hülya'dan bir küçük konser daha dinleyebiliriz...

İsterseniz kahvaltı öncesi ya da sonrası Topkapı-Yedikule güzergahında (gidiş-geliş yaklaşık 6 km) koşabilirsiniz. Ayrıntılar için haritayı tıklayınız.



View Topkapı-Yedikule Surdışı Güzergahı in a larger map
Pazar günü TOFD'den arkadaşlarımız da yine tüm program boyunca bize eşlik edecekler.

Biz gezmeye, keşfetmeye, tanımaya ve tanıtmaya devam ediyoruz. Siz de destek olmaya devam edin :)

Yeni yılda her şey gönlünüzce olsun, mutlu yıllar...

Pazar günü görüşmek dileğiyle!
(Özlem)


Saat: 10.30
Buluşma yeri: Beyazitağa Sosyal Tesisleri
Kahvaltı: 10 TL, Müze giriş: 4 TL (engelliler ücretsiz)

Topkapı'da Neler Oluyor?


İki pazar önceydi.

Havalar buz gibi soğuk, rüzgarlı ve yağmurluydu. Saat sabah 10 civarı. Topkapı Kaleiçi Meydanı'nda 30 küsür (tam rakam 34'tü, yanılmıyorsam) Adım Adım'cı ve TOFD'li arkadaş Fatih belediyesinin sosyal tesislerinde buluştuk. Önce hep birlikte kahvaltı edecek, sonra bazılarımız koşarak, bazılarımız yürüyerek, bazılarımız iterek, bazılarımız itilerek, bazılarımız pusetin içinde uyuklayarak, bazılarımız TOFD'nin minibüsünde 2.5-3 kilometre uzaklıktaki Kariye Müzesi'ne gidecektik. Gittik de. Güzel bir kafileydik. Yazının sonundaki kısa slayt gösterisini izleyin...

Gerçekten, ne işimiz vardı orada?

Bir kere Egemen'in olağanüstü rehberliği eşliğinde hem İstanbul'un bu en ilginç ve bir o kadar da az bilinen kara surlarını keşfetmeye başladık, Kariye'nin o eşsiz mozaiklerinin tek tek öykülerini dinledik. Kariye'nin içi de soğuktu (ki oturan arkadaşlarımız bizden daha çok üşüdüler) ama biz bıkmadan sorduk, Egemen de sıkılmadan cevapladı uzun uzun. Sonrasında da karşıdaki kahvede sıcak sahlep ve çay içtik. Çok keyif aldık hepimiz.

Ama sadece "kültürlenmek" değildi amacımız.

Hep birlikte -yani kadın/erkek/çocuk/yaşlı/yürüyen/yürüyemeyen/koşan insanlar olarak- güzergahımız üzerindeki erişebilirlik durumunu saptamaktı. Yaşayarak. Saptadığımız engelleri fotoğraflıyoruz ve küçük notlarla birlikte "rapor" şeklinde biraraya getiriyoruz. İlk raporumuzu Ocak'ta Büyükşehir ve ilgili ilçe belediyelerine sunmayı hedefliyoruz. Daha şimdiden önemli bir başarımız var. Meydandaki belediye tesisinde bizim telkinlerimiz ve yardımlarımızla (sevgili Serin ve tesisin müdürü Cumhur Bey sağolsunlar!) yeni bir engelli tuvaleti yapıldı.

Biz bu yaptığımız işe İSTANBUL'A ÇIK! diyoruz. Engelli veya engelsiz, yetişkin veya çocuk, genç veya yaşlı - yaşadığımız kentin sokaklarına çıkmak, çıkabilmek istiyoruz. Bunun için önümüze çıkan tüm fiziki engelleri saptayıp, kayıt altına alıyoruz ki bu engellerin giderilmesi için takip edilebilir, tekrarlanabilir bir model oluşsun. İstanbul açık olsun. Hepimize ve herkese. Adım Adım'ın ana misyonundan esinlenerek hem hareket ediyoruz, hem de iyi bir şeyleri harekete geçirmeye çalışıyoruz.

Projemize Yedikule-Ayvansaray arasında uzanan surlar bölgesinde başladık. Her ayın ilk pazar sabahı, vaktinde "geçilmez, aşılmaz engel" denilen bu surların Fatih Sultan Mehmet'in orduları ile macar topçu Urban'ın dev topunun yardımıyla geçildiği, aşıldığı noktada, yani "Topkapı"da buluşuyoruz.

Bir sonraki buluşmamız 3 Ocak Pazar sabahı olacak. Bekliyoruz!
(Suna)


6 Aralık Surdibi Buluşması

Her zamanki gibi güne erken başlamıştım. Hem de annemin bana kahvaltı eşliğinde yıllardır anlattığı hikayeler eşliğinde başlamıştı gün. Keyifle dinliyordum sonunun ne olduğunu bildiğim halde. Çünkü anlatıcı her anlatışında içindeki sevgiyi o kadar çok dışarıya yansıtıyor ki onu dinlememek, ondan keyif almamak mümkün değil.

Surdibi Kardeşliği buluşmamıza varmak için yola çıktım. İstanbul sokakları sabah başka bir güzel. Yorgun ama dimdik ayakta, tüm haşmetiyle, tüm tarihiyle, tüm güzelliğiyle. Çay bahçesine varınca Niyazi Baba gülen yüzü ile karşıladı ve hemen sıcak çayı ile içim ısındı. İçtikçe içim ısındı, içim ısındıkça arkadaşlarımın gelişiyle yüzümdeki gülümseme arttı. Hava kapalı ve yağmurlu olmasına rağmen, tekerlekli sandalyeleriyle beş arkadaşımız geldi. Ve ilk kez aralarında kadın arkadaşlarımız da vardı. Bu bizim için çok önemliydi. O küçük masa etrafında birden 14 kişi olduk. Benim için efsane olmuş Sevgi ile tanıştım sonunda.☺ Ve onun arkadaşı Zekiye de gelmişti. Sürekli gülen, neşeli, kıpır kıpır, incik boncuklarla donanmış, ilkbahardan gelen bir çiçek gibiydi.
Sosyal tesislere gittik, yağmur tüm haşmetiyle yağıyordu. Ama hiçbirimizde moral bozukluğu yoktu. Aksine sıcak salep içmek için bahane… hem de en şahane bahane.☺

Herkesin hayatı roman mıdır? Evet romandır. Çocukluk arkadaşı Ali ile birlikte, ilk kez aramıza katılan Murat’ın anlattıkları kendi romanından belli kesitler sunuyordu. Murat eğitimli, sportif (tekerlekli sandalyede olmasına rağmen okçuluk sporu yapan ve haftanın en az 4 günü spor salonuna giden bir arkadaş) ve yaşam dolu bir genç. Ancak başına gelen olay -maganda terörünün umursuzca umarsızca yağdırdığı kurşunlar- sonucu göğsünden aşağı 3 yıldan bu yana felç. Ancak roman burada bitmiyor, gözlerindeki ışıkta, sesinin tonunda başlıyor. Hayatı yaşamak için HİÇBİR ENGEL YOK.

Serin’in önderliğinde ve çekiminde yola çıktık. Sosyal tesislerden çıkıp Kaleiçi’ndeki görkemli kapıdan geçince yolumuz başlamıştı. Topkapı parkından geçerken solumuzda kalan surları gördükçe onların ne kadar zengin ve kültürel bir varlık olduğunu bir kez daha anladık. Zaten Güven’in soruları ile surlara olan bağlılığımız daha çok artıyordu. Ve Egemen de tüm bilgisiyle bizi aydınlatıyordu. Aynı zamanda iyi bir itici☺.

Yılmaz arkadaşımız ise tekerlekli sandalyesini zorlu dönüş yolunun ufacık bir bölümü hariç hep kendisi itti. Çünkü 2010 Avrasya Maratonu’na engelli sporcu kategorisinde yarışmak üzere katılacak, antrenmana başladı bile… Kasım ayının bu ilk Pazar günü, bahar ve yaz boyunca onunla beraber deniz kıyısında koşacağımız günleri hayal etmeye başladık. Kara surlarından Marmara Denizi’ne ulaşan yoldaki bazı engellerin ortadan kalkmasını hızlandırmak için bi’ şey yapmamız gerek…

Yol boyunca birçok engelle karşılaştık. Kaldırımlar yüksek, ortalarında kocaman çukurlar, karşıdan karşıya geçmek ise tam bir keşmekeş.

Bunca zorluğa rağmen kâh gülerek kâh Zeki ile Serin’in Karagöz ile Hacivat kıvamında atışmaları ile lezzetli bir yolculuktu. Hatta sur dibinde bostancılık yapan amca bize roka ikram etti ve biz de çamurları elimizle temizleyerek yedik. ☺

Yolumuz sırasıyla Mevlana Kapı, Silivri Kapı ve Belgrad Kapı boyunca sürdü. Ve geri dönüşümüz de aynı güzergâh üzerinden ancak az uzatarak oldu. Biz iticiler için de zorluydu. Aslında tam bir macera yarışı gibiydi. Sevgi arkadaşımızın tekerlekli sandalyesinin aküsü bitince Zeki’nin kaslı kolları devreye girdi. Ve nihayet buluşma noktamıza geri dönmüştük. Herkes kurtlar gibi açtı. Hatta Zeki ve ben yemeklerle ilgili fanteziler bile geliştirmiştik geri dönüş yolunda.

Günü bitirmiştik ve saatler farkında olmadan geçmişti. Etkinliğimiz sabah 10.00’dan akşam 16.30’a kadar sürdü. Yorucu, eğlenceli ve eğitici bir gün olmuştu kendi adımıza. Ve kendi adımıza olan etkinliği gün ve gün artrırmak, bunun başkalarının da etkinliği olması dileğiyle yemek sonrası evlerimizin yoluna düşmüştük.
(Fatih Çelebi)